Teknoloji büyüme hızıyla baş döndürüyor. Bu büyüme ile birlikte hayatımızın her dalında teknolojiyi kullaniyor olduk. Bilişim ve Bilgisayar konusu hayatımızı ne kadar işgal ederse o kadar da tehlike arz ediyor. Bunun sebebi ise bilinçsizliğimiz…

Günlük yaşamımızdaki işlemlerimizin elektronik ortama taşınması elbetteki omuzlarımızdan bir çok yükü kaldırıyor. Fakat elektronik işlemlerde tehlike çanları çalıyor. Bilinçsizliğimiz başımıza dertler açıyor.

***

Örnekler vererek konuyu genişletelim biraz:

Haberleşme’den bir misal vereyim. İlk olarak dumanla, güvercinle saglaniyordu insanlar arasındaki haberleşme. Daha sonra Telgraf , Telefon buluşlarıyla bu iş daha kolay hızlı bir hale geldi. Şimdi anlık olarak kullanılan ve en iyi diyebileceğim (!) Yöntem ise; Chat (Messenger , Yahoo , Google Talk , Icq vb. ) programların aracılığıyla yapılan haberleşme biçimidir. Tabiî ki bu yöntem tamamen elektronik bir ortamda yapiliyor. Herkesin bir Account ‘ u ( Hesabı ) var. Tıpkı bizim evlerimizde kullandığımız her telefonun bir adet numaraya sahip olması gibi. Buraya kadar her şey güzel. Fakat bu olay telefondaki gibi sabit değil. İnternet dediğimiz bir olay gelişti ve anlattığım görüntülü haberleşmeyi yapabilmek için bir yere kabloya bağlı kalmak gerekmiyor. Farklı yerlerden internete çıkabilen bilgisayarlardan oturum açılabiliyor.İster yazılı, İster sesli ister görüntülü haberleşmenizi gerçekleştirebiliyorsunuz. Bu yöntemi cep telefonundan ayıran en can alıcı kısmı ise karşılıklı görüntü aktarımının verdiği avantaj ile haberleşen insanların bir birleriyle hem konuşup hem karşılıklı olarak bir birlerini görmesidir. Ha diyeceksiniz cep telefonu bir yere bağlı olsaydı onunlada elbet böyle bir görüşme yapılabilirdi. Fakat bilgisayar olayında kablo devri çoktan aşıldı ve Wi-Fi yani kablosuz ağa geçildi. Eğer herhangi bir kablosuz ağ alanının içerindeyseniz ve o ağa dahil olmak için yetkiniz varsa o zaman teknolojinin bu eşsiz nimetinden faydalanabilmeniz için hiçbir neden bulunmuyor. Bu anlattıklarımı belki bir çoğunuz biliyorsunuz. Ama bilmeyenler için değindim. Şimdi bu kadar güzelliğin içinde bize zarar veren kısma gelelim. Sanal Mağdur olma olayına!… Yukarıda anlattığım haberleşmeyi herkes yapabiliyor. 7 yaşındaki çocuklar bile hatta belki daha da alt yaştan olanlar bile bu yöntemi kullanarak haberleşiyor veya sohbet ediyorlardır. Çünkü gerçekten uzmanlar tarafından olay çok basit hale getirilmiş. Ama bu kadar bilinçsiz insanın bunu kullanması onlara zarar vermez mi?

Bence : EVET !

***

Şöyle düşünelim. Biri sizin cep telefonunuzu ele geçirdi. Ve telefonunuzda kayıtlı numaralara olur olmaz mesajlar çekti. Şimdi ayıklayın bakalım pirincin taşını…

Sanal mağdur olmakda böyle bir durum söz konusu olabiliyor. Biri sizin elektronik ortamda chat (sohbet) amacıyla kullandığınız hesabınızı ele geçirirse bu söylediklerimi yapabilir. Belki de gelen mail kutunuzda size zarar verecek bilgiler veya kaybolursa işinizi feci şekilde aksatabilecek elektronik dölümanlar bulunabilir. Birde hesabınıza kayıtlı insanlarla sizin adınıza konuşup maddi değeri olan şeyler isteyebilir veya olur olmaz konuşabilir… Bence sık kullandığınız bir hesabınız var ise; artık o cep telefonu numaranız gibi sizin adınızla özdeşleşmiştir. Ve size özeldir.

***

Peki bu konuda neler yapilabilir?

Hiçbir hacker veya saldırgan sihirbaz değildir. Bilgi , Zeka ve Şans kriterlerini kullanarak size zarar verebilir. En başta parola güvenliğini sağlamalısınız. Bir çok yerde elektronik hesaplarınız bulunabilir. Hesap adları aynı olabilir. Fakat asla şifrelerinizi bire bir aynı yapmayın. Bir de verdiğiniz şifreler öyle doğum tarihiniz , ev numaranız gibi basit şeylerse; bu güvende olmadığınız anlamına geliyor. Benden size en sağlam öneri: Şifreniz öyle bir şey olsun ki. Bir insanın 10 saniye bakarak aklında tutamayacağı kadar karmaşık olsun. Nasıl mı ? Diyelim şifreniz “cokoturgacligoturgec “ gibi güvenli olduğunu düşündüğünüz bir kelime olsun. Böyle bir şey 10 sn içerisinde akılda kalabilir. Fakat sesli harf kullanmadiginizda “ cktrgclgtrgc “ halini aliyor. Ve bir insanın 10 saniye bakarak aklında tutamayacağı bir hale geliyor. Bunu birinci kural olarak aklınızda bulundurun.

Bu 1. sınıf güvenli bir şifre bana göre. Ama eğer klavyeden rakam ve sembol olayına da girerseniz parolanızı şimdilik sağlama almış oluyorsunuz. Güvenlik uzmanlarının başa çıkamadığı açıklardan en büyüğü kullanıcılardır. Yani en büyük açık sizsiniz. Tamam parola sağlam. Ama siz gidip elinizle o parolayı başkasına verirseniz. Tabiî ki yapabilecek bir şey yok. Başkası dediğim 2. şahıs insanlar. Siz isteyerek elbette parolayı vermiyorsunuz. Haberiniz yok fakat şifre sanal korsanın eline geçiyor bile. Peki buna karşılık olarak ne yapmalısınız. Trojdan , virüs vb. zararlı yazılımlar sizi korsanların ağına düşüren en büyük olta!. Bir kere ben işlem yaptığım veya her hangi bir hesaba giriş yaptığım bilgisayar da şu iki önemli noktaya dikkat ederim. Bunu anlatmadan önce şunu söyliyeyim. Bu anlatacağım olaya dikkat ederseniz % 100 güvenlik diyemesemde çok yüksek güvenliğe erişmiş olursunuz. Mutlaka parola kullanacağınız bilgisayarlar da yani bir hesabınıza giriş yapacaksanız ise mutlaka sizi korayan karşı bir yazılımın (Antivirüs) ‘ün olması gerekir. Bunun sebebi ne? Çünkü eğer bilgisayar ‘a yüklü ve arkaplanda çalışan casus küçük bir yazılım var ise şifrelerinizi başkalarına gönderebilir. Bunun için Antivirüs’ler altından biçilmiş kaftan….Antivirüs varsa o anda şifrenizin başkasına ulaşmasını sağlayacak bir yazılımın çalışmadığından%99 emin olabilirsiniz. ( Banka hesaplarınız ‘dan tutun en basit olarak bir forumda açtığınız hesaplarınıza kadar bu söylediklerimi uygulayın. Emin olun güvende olacaksınız. ) Kesinlikle size gelen mail lere aldanmayın. Hiçbirservis sağlayıcı mail yoluyla kullanıcısından şifresini istemez. Ayrıca bir yere kullanıcı adı ve şifre girişi yapacaksanız mutlaka tarayıcınızın adres kısmına bakın ve doğru sitede olduğunuzdan emin olun. Ama şunu da unutmayın % 100 güvenlik diye bir şey yoktur.

Güvenli günler geçirmeniz dileğiyle…