Yaşamımız boyunca hep bir çaba içindeyiz. Çocukken yaptığımız yaramazlıklar, ergenliğe girerken kendimizi kanıtlama arzumuz ve sonrasında hayata tutunmak için bütün koşuşturmalarımız ne için? Biraz daha iyi, eskiye göre daha farklı isteklerimizin, arzularımızın gerçekleşmesi uğruna harcadığımız bu çabalar ve aradan gelip geçen zaman ile yaşlanan bu bedenimizle ne yapmaya çalışıyoruz böyle?
Yaşımız ne olursa olsun. Kaç kez oturup bu halimizi değerlendirdik? Yapmamız gereken en önemli eylem düşünmektir. Kendi kendimizi, hayatımızı ve çevremizi analiz etmeliyiz. Amaç iyi yaşamak, arzu ve isteklerimizin gerçekleşmesi ise, o halde daha verimli şekilde çabalamalıyız. Biraz daha gayret göstermek çok şeyi değiştirmez. Kendimizi ve eylemlerimizi doğru bir şekilde tartabiliyorsak; o halde içinde bulunduğumuz çabanın bizi götürdüğü yeri iyi biliyoruz demektir. Bunu yaptıktan sonra birde evdeki hesabın çarşıya uyup, uymadığını görebiliyor muyuz?
Çabalarımız isteklerimize yetişemez. Her gün yeni şeyler başarıyor bazı istek ve arzularımızı yerine getiriyoruz. Fakat her geçen gün bir önceden daha ağırlaşıyor ihtiyaçlarımız. Bu bizim yapımızla orantılı bir ağırlıktır. Egolarımız bizi çok fazla zora sokan, altından kalkamayacağımız istekler ve arzuların doğmasına sebebiyet veren bir tür psikolojik rahatsızlıktır. Egolarımız insan ve çevre ilişkilerimizi etkileyen önemli bir faktördür. Benim görüşüme göre bir insanın yapısı eğitim seviyesine göre değişiklik gösterir.
Eğitim iyiden iyiye giden, istenilmeyenden istenilen noktaya ulaşmak için geçirilen bir süreçtir. Bu sürecin nasıl olduğu eğitimin kalitesiyle orantılıdır.  Hayattan bir beklentimiz de mutluluk ise; kendi kendimizi eğitmeyi, sürekli gelişim içinde olmayı bir ilke edinmeliyiz. Bu ilke bize çok şey kazandırır. Kendimizi eğitmek beyin gücümüzü ortaya çıkaracak, hayatta mutluluğu yakalamamızı sağlayacaktır. Bahsettiğimiz eğitim en iyi okumakla olur. Sadece okumak değil aslında. Okumak deyip geçiştirmek yanlış olur çünkü… Okumak gördüğümüz karakter ve cümlelerin dudaklarımızdan dökülmesi veya o anda içimizden geçmesi değildir. Okuyacaksak bir amacımız var demektir. Hayatta başarılı ve mutlu bir birey olmak için bilgi seviyemizi yükseltmek, beyin gücümüzü ortaya çıkarmak isteği ve arzusuyla okumalı… Okuduğumuz üzerinde yorum yapıp, anlatılmak istenen düşünce ve fikri iyi analiz edebilmeli. Ayrıca okuduklarımızı insanlarla doğru bir zamanda ve doğru bir şekilde paylaşmalıyız. Bunu yaparken amacımız hem insanlara bir şeyler sunmak, hem de; okuduğumuzun taze ve kalıcı olmasını sağlamaktır. Okuyup okuduğundan bir şeyler anlayan ve tekrarlayan beynimiz gelişecek ve bu gelişimin meyvesini hayattayken alacağız. Ektiğimizi büyük bir bereketle biçmiş olacağız. Eğitimli ve beyin gücünü iyi kullanan bir insan diğerlerine göre ayrı imkân ve koşullar akabinde sürekli yükselir. Yaşam kalitesi artar. Bu bir başarıdır. Başarı insanları mutlu eden bir sonuçtur. Okumak insana bu nedenden dolayı mutluluk getirir, hayata bakışını değiştirir, erdemli bir insan olmasını sağlar.
Çoğu insan okumaktan sıkılır, okumayı sevmez ve okumaktan kaçar. Hayatta her şeyin yolunda gitmediği zamanlarda ise aklına takılan soru şudur: “Neden ben?”
Oysa biliyoruz ki yaşamda her şey sebep ve sonuç ilişkisine dayanmalıdır. Hayatta bir şeyleri rayına oturtmak istiyorsak, kendimizden başlamalı ve problemlerin ana kaynağındaki sorunu çözmeliyiz.
Hayat bazen öyle bir hâl alır ki; insanı intihara sürükler. İnsan neden canına kıyar ki? Cahillik işte…
Okumadık mı; başımıza iş almış oluruz. Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? Bilmek ne güzeldir! O kadar güzeldir ki; bazen küçük bir bilginin kocaman bir sorunun çözümü olduğunu gördüğümüzde; sevinçten havalara uçarız. Küçük bir bilgi bile yeri geldiğinde bizi ne kadar mutlu ediyormuş meğer…  Okumalıyız ki; öğrenelim… Öğrenip, bilelim… Bilelim ki mutlu olalım…