Üzerinde yaşadığımız bu bereketli topraklarda kriz var, işsizlik var savaş var, var da var… Ve biz hep mutlu değiliz. Hep şikayet ederiz. Aslında insan hep şükretmelidir. Beterin beteri vardır ama yine de bu olumsuzluğun sebebi insan faktörü olunca, insan insanlığı nasıl bu hale getirir diyip kahrolmamak içten değil…
Devleti Eleştirmek değil amacım. Devlet bizim devletimiz ama onu idare etmeye çalışanların en küçük kademesinden en büyük kademesine kadar hemen hemen herkes keyfinin kahyasına bırakıyor çoğu şeyi…
Adalet deseniz o da yok! Çünkü keyfin kahyası vicdan bırakmamış… Mahkemelerimiz var ama yasalara bağlı ve onu Keyf-i kahya yorumluyor. Vicdanın ise çok az hakkı var konuşmaya… Vicdan çok konuştu mu? O vicdanın üst birimindekinin keyfi kahyası kızıyor hemen.
Maşallah yasalarımız çok güzel. Çok şükür. Ama uygulamalar resmen insanlıkla dalga geçer gibi…
İnsan onuruna, insan yaşamına değer yok. Var da, yok… Seksen milyonu aşan bir nüfusu idare etmek zordur. Onun için alttan almak lazım. Bakın yasalar var, haklarınız var, demokrasi var, medeni bir ülke de yaşıyorsunuz… Ve daha bir sürü şey… Eğitim seviyesi düşük ve haktan hukuktan haberi olmayan beyinler hipnoz ediliyor resmen.
Acıyın bize…
Her ilde Üniversite kuruluyor. Göğsümüz kabartılıyor. En temel hakkımız bile minnet edilerek veriliyor. Hadi hakkı tam verseler yine eyvallah ama artan üniversite eğitim seviyemizi artıramaz, dünyayla rekabet edemeyiz. Çünkü dünyanın en iyi ilk üç yüz üniversitesi arasında bizim topraklarımızdan bir üniversitenin ismi yok. Bununla beraber bizim topraklarımızda bulunan en iyi üniversite ile diğer üniversiteler arasındaki korkunç eğitim kalitesi farkı, biz şimdiden yenildik anlamına geliyor… Eğitim seviyesi denilen olay görülen eğitim süresiyle alınan eğitim kalitesinin bir birine oranı olmalıyken, bize başka türlü lanse ediliyor.
İmkansızlıklardan bahsedecek olursak; gün geldi uluslar arası para fonuna haftalık bir milyar dolar faiz ödedik. İmkanlarımız var. Biz varlık içinde yokluk yaşıyoruz. Bizim ülkedeki keyf-î kahyalar yetmiyor bir de; başka ülkelerin keyfine göre direksiyon dönüyor.
Ne güçlüyüz ki, ayaktayız! Hangi ülke dayanabilir bu kadar yıpratılmaya?
Bizim ülkemiz ve halkı…
Vergiler olmasa bu kadar yüksek, yaşamaz bu memleket bu kadar uzun… Gelen vergi herkesi memnun etmeye yeter. Keyf-î kahya gelen vergiyle memnun oluyor, vatandaş ise mükellefi olduğu vergiden kaçırarak, o kadar da enayi değilim diyor! Herkes keyfine bakıyor.
Vicdan ise artık anlamsız bir sözcük…
Sebepleri saymanında kalmadı artık anlamı… Sonra yıpratıyor derler bu devleti… Ben devleti yıpratmam, devlet benim yarınım geleceğimdir. Çocuklarıma bir umuttur benim için… Yıpranacaksa; Keyf-î kahya yıpransın…


konuyla alakalı Yorumlar
1 user (Kişi Tarafından Bu YazıyaYorum Yapılmış)
ramazan kardeş yorumun için tşk. gerçekten yüreğinin sesini yazmışsın ama olayların yoruma açık hani üsttten almışsın.
Fikrinizi Belirtin
Not: Bu yazıya yapmış olduğunuz yorum, blog sahibi onayladıktan sonra yayınlanır...