Ramazan KOCAKAYA ’s weblog

Fikir, Bilgi ve Teknoloji Yazıları

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • İletişim

22

Ağu

Neşeyle geçen Doğu Karadeniz Turu

Yazan: Ramazan KOCAKAYA  Kategori: Seyahat

Geçen hafta sonu Artvin’in Sarp ilçesindeydim. Özel Güneydoğu Sağlık Tesislerinin personel ve yakınları için düzenlediği bir tura katıldım. Turu organize eden; sağlık kuruluşunun müdürü beni davet etmişti. Cuma akşamı saat on dokuz gibi Özel Güneydoğu Sağlık Tesisleri Dal Merkezinin önünde toplandık. Yaklaşık saat yirmi gibi seyahatimizi yapacağımız otobüs geldi. Hemen herkes doluştu otobüse… Ben sağ arka koltukta bir yer bulabildim. Doğrusu başta işime gelmedi. Çünkü orda rahat edeceğimi sanmıyordum. Fakat yanılmışım. En arka olduğu için otobüsün içi tam gözüküyor ve diğer koltuklara oranla daha konforluydu. Tura katılan personellerin çalıştıkları Özel Güneydoğu Sağlık Tesisleri gözlemlerime göre Diyarbakır’da en başarılı olan ve en iyi hizmeti sunan tıp merkezi konumundadır. Bu başarının nedeni personellerin ve personellerle arkadaş olan kurum müdürünün ve bir aile ortamından farksız çalışma ortamının sağlanmış olması kanaatine vardım. İzlenimlerim bu konuda çok net!

Turun amacı Doğu Karadeniz bölgesini gezmek ve Artvin’in sarp ilçesindeki otelde stres atıp eğlenmek idi. Yol başladı; Diyarbakır’dan Bingöl’e geçtik. Bir petrol ofisinde durakladık ama hareket edemedik. Çünkü bizi taşıyan Mitsubishi markalı üzerinde Prenses yazan otobüsümüz arızalandı. Artık onunla yola devam edemezdik. Diyarbakır’dan başka bir otobüs çağırıldı. Yaklaşık üç saat boyunca Bingöl’deydik artık. O üç saat içinde Bingöl Kültür Parkında çay içme fırsatı bulduk. Daha sonra beklediğimiz otobüs geldi. Bindik ve düştük yollara… Yorgunluktan dolayı uyuya kaldık yol boyunca. Gözlerimi açtığımda Erzurum’a girmiştik. Otobüste bulunanlardan en çok gezen ve bilgi ufku en geniş insan kurum müdürü Dr. Atilla BARKAN Hocaydı. Erzurum’un içinden geçerken bize il hakkında bilgi verdi. Yüzeysel olarak Erzurum’u anlattı, sağ olsun…

Erzurum’dan çıkmış çaylık köyüne yaklaşmıştık ki; otobüsümüzün sol arka tekerleğinden biri patladı. Otobüsün arka tekerleri çift olduğu için sarsılmadık fazla… Biraz yavaşladık fakat; karayoluydu ve duracak yer yoktu. Yavaş, yavaş çaylık köyüne ulaştık. Orda kaptan lastiği değiştire dursun bizde köyde biraz dolaştık. Bakkaldan zeytin peynir ve taze mis gibi kokan ekmek kahvaltı niyetine atıştırdık. Tekerlek değiştikten sonra, yola koyulduk. Yazıya döktüklerim tamamen yüzeysel. Bilirsiniz ki; uzun yollar sıkıcı ve yorucudur. Yorulduk ama sıkılmadım. Çünkü turdaki hemen, hemen herkes neşeli ve cana yakındı. Otobüste çalan şarkılara eşlik edip, alkış çalıyorduk. Bazıları yerinde duramıyor kalkıp oynamaya çalışıyordu. Erzurum’dan sonra Gümüşhane’ye daha sonra Trabzon’a geçtik. ( Genelde uyukladığım için yanlış hatırlıyor olabilirim. Arada Rize’yi de sanki gördüm ama neyse. ) Çok vakit kaybettiğimiz için bu iller de duraklama şansımız olmadı.

Trabzon’da Sümela Manastırını görmeye gittik. Manastır ağaçlarla kaplı bir doğaya sahip Trabzon dağlarının içine oyulmuş büyük bir yapıydı. Otobüs belli bir yere doğru çıktı. Dağa yapılan yol tam bir rampa… Otobüsten indiğimizde etraf yerli ve yabancı turist kaynıyordu. Kalan dar yolu da transit minibüslerle çıktık. Fakat o da belli bir yere kadar ilerlememize olanaktı sadece. Manastıra yaklaşık 750 metre vardı ve kalan yolu yaya yolları ve merdivenlerden çıkacaktık… Manastıra çıkana kadar epey bir nefes tükettik. Manastırın kapısında manastırı tanıtan panoyu es geçtim. Epey uzun yazmışlardı. Sonradan pişmanlık duyacak olsam da çok yorgundum, gözüm kesmedi… Manastırla ilgili izlenimlerim üzücüydü. Gelen ziyaretçiler tarafından epey tahrip edilmişti. Bu ülkenin bir değeri olan Sümela’nın bizim tarafımızdan tahribatı gerçekten çok üzücü. İz bırakmayı seven bir halkız. Gelen, giden aşkını, ismini, dileğini aklına ne gelmişse tarih motiflerinin işlendiği duvarların üzerine kazımış. Ne yazık ki bu gerçek, öyleyse yazıklar olsun bize!..
Manastırı indiğimde yorgunluktan ayakta duramıyordum. Otobüse binip Trabzon merkeze indik. Artık gün batımıydı. Şansımıza o gece Trabzonspor ve Diyarbakırspor Müsabakası vardı. Neyse efendim. Rotamızı Artvin’e çevirdik. Epey bir tünel vardı. Yollar dağların içinden geçiyordu. Artvin’in Sarp Sınır Kapısının da bulunduğu Sarp ilçesindeki otelimize geldik Dört yıldızlı otele göre baya bir güzeldi. Çok beğendim. Odalarımıza yerleşir yerleşmez hemen yemek yemeğe çıktık. Yemekten sonra duş alıp, otelin kapalı yüzme havuzunda aldım soluğu… Su boyumu geçmiyordu ama; yine de bilmediğim ve öğrenemediğim şu yüzme bana havuza dalıp, dalıp çıkmaya izin verebildi anca… Havuzdan sonra bara gidenler oldu. Bende biraz oturdum fakat acayip uykusuzdum hemen odama gidip yattım. Sabah sekiz gibi Diyarbakırspor’un Trabzonspor’u 2-1 mağlup ettiği haberiyle uyandım. Keşke hep böyle güzel haberlerle uyansak güne, dedim kendi kendime… Toparlanıp kahvaltıya çıktım, bir de ne göreyim? Kıraç’ta bizim otelde kalıyormuş :) Kıraç sesini sevdiğim bir sanatçıdır. Her ne kadar resim çektirenler olduysa da ben kahvaltısını yaptığı için rahatsız etmek istemedim. Kaldığımız otel zaten Karadeniz Sahiline sıfırdı. Kahvaltıdan sonra denize girdik. Karadeniz’in suyu dünkü havuz suyundan çok daha ılık ve hoştu. Denizden çıktıktan sonra, toparlandık ve otelden ayrıldık. Ve turumuz sınıra dayandı:) Gürcistan-Türkiye Sarp sınır kapısına kadar çıktık.

Trabzon’a geçtik. Trabzon da Boz Tepe’ye çıktık. Orda bir şeyler atıştırdık. Sonra Trabzon merkeze indik. Alışveriş yaptık, birkaç turladık caddeleri… Trabzon’dan ayrılma saatimiz gelmişti fakat turdaki üç arkadaşın çocuklukları tutmuş ki; kalkıp Luna Park’a gidip gon gon mu ne ona binmişler… Arıyoruz gürültüden cep telefonu sesini duymuyorlar. Boş boş yaklaşık bir saat onların gelmesini bekledik otobüsün önünde… Onlar geldikten sonra vakit kaybetmeden Diyarbakır’a doğru hareket ettik. Yol boyu geceydi. Sabah saat altı gibi Diyarbakır’a vardık. Doğu Karadeniz Turu Boyunca yaylalarına hayran kaldım bölgenin… Bu neşeli yolculuğu, geçirdiğim bu eğlenceyi ve yol boyunca başımıza gelen bu aksilikler hafızamdan silinmeyecek Bu Tura beni davet eden Sayın Dr. Atilla BARKAN Hoca’ya ve bu kadar eğlenmemi sağlayan değerli personellerine teşekkürü bir borç bilirim. Her şey gönüllerince olsun ömür boyu…

1 Yorum var

13

Nis

Batman ve Beşirinin bende bıraktıkları…

Yazan: Ramazan KOCAKAYA  Kategori: Serbest, Seyahat

Dün Batman’daydım. İlk kez gidiyordum oraya. Daha önce internetten tanıştığım insanları ziyaret ettim.
Sabah saat altı gibi evden çıktım. Batman’a giden vasıtalar; iki il arasındaki yakın mesafeden dolayı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İlçe Otogarından kalkıyor. Normalde şehirlerarası seyahatlerde vasıtalar DİŞTİ Şehirler Arası Otobüs Terminalinden kalkış yapıyorlar. Saat yedi gibi Diyarbakır‘dan çıktık ve saat sekizi yirmi beş geçe Batman’a vardı minibüs.
İlk durağım Beşiri İlçesiydi. Batman İlçe Otogarında Beşiri’ye beni götürecek olan minibüsün kalkmasını beklerden, minibüs şoförüyle lafladım biraz. Bu sırada aklıma bir ayrıntı takıldı. Söylediğine göre Batman bir köymüş ve Beşiri’ye bağlıymış. Petrolün bulunmasıyla kurulan rafineri ve tesisler; Batman’ın büyümesine, gelişmesine ve il olmasına en büyük katkıyı sağlamış. Daha sonra otomatikman Siirt’e bağlı Beşiri ilçesi Batman’a il sınırlarına girmiş ve Batman’a bağlanmış. Bir saat’e yakın bir bekleyişten sonra minibüs kalktı ve yola çıktık. Beşiri batmana yakın bir ilçe ve yaklaşık on beş kilometre uzaklığında. Yirmi dakika sonra Beşiri’ye vardık.  İlçe komutanlığında asker de bulunan Osman Ağabey’i ziyaret için gitmiştim Beşiri’ye… Karakol Beşiri’nin hemen girişindeydi. Bu nedenle pek gezip görme fırsatı yakalayamadım. Fakat coğrafi yapısı çok güzeldi. Beşiri’nin Tertemiz havası sayesinde ciğerlerim bayram etti :) Ziyaretim yaklaşık iki buçuk saat sürdü. Osman DEMİRCAN ile internetten tanışmıştım. Kendisi İstanbul ‘da Turkuaz Bilgisayar ve Danışmanlık firmasında çalışıyor ve alanında uzman bir meslektaşım. Ayrıca bir çok Microsoft sertifikasına sahip bir insan. Ziyaretim sonunda fotoğraf çektirdim ve tokalaştıktan sonra, geri dönmek üzere Batman’a giden yol üstüne çıktım.

Ben minibüs beklerken Beyaz bir Hyundai Accent otomobil durdu ve Batman’a mı gidiyorsun diye sordu direksiyondaki ağabey… Ben evet, diyince atla bende oraya gidiyorum dedi. Bindim ve Batman’a doğru yola çıktık. Yolda muhabbet ettik biraz. Sıcak ve cana yakın biriydi. Bilgisayar programcılığında okuduğumu öğrenince; bilgisayarıyla ilgili bir problemini bana anlattı. Bazı çözüm önerilerde bulundum kendisine… Batman’a girer girmez, nereye gittiğimi sordu. Batman’a ilk geldiğim için doğal olarak iyi bilmiyordum oraları. Bana T.P.A.O. (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) tesislerini gösterdi yanından geçerken. Ben ısrarla beni merkezi bir yerde indirmesini rica etmeme rağmen, gideceğim yeri sordu. Çaresiz Batman ilçe otogarı dedim ve beni söylediğim yere bıraktı, sağ olsun. Sonra ben, hemen Ufuk Bilgisayar’a internetten tanıştığım bir başka insan olan, Ufuk ağabeye uğramak için yürümeye başladım. Biraz sonra Ufuk Ağabey’in şirketine vardım. Saat On bir gibiydi ve halen gelmemişti.. Personeli Yunus ordaydı. Neyse cep telefonundan ulaştım kendisine. Ayrılma, birazdan ordayım dedi. On dakika geçti, ne gelen var ne giden… Bekle ki, Ufuk Ağabey gelsin. Dayanamadım çantamdaki laptopu çıkarıp Ufuk ağabey’in masasına kuruldum. Mail’lerimi kontrol edip MSN ‘e de bir uğradıktan sonra aklıma Beşiri ‘de Osman Ağabeylerle çektiğim resimler geldi. Hemen fotoğraf makinesini laptopa bağlayıp resimlerin boyutunu photoshop ile küçülttüm. Sonra facebook profilimdeki fotoğraf albümüne yükledim. Biraz daha bekledikten sonra Ufuk ağabey geldi. Tokalaştık. Mesleki konulardan biraz konuştuk, çay içtik… Sonra yanımıza Ufuk Ağabey’in amcası geldi. Onu sanayi sitesine götürmesi gerekiyordu. Bana sende gel, hem oraları görürsün dedi. Tamam dedim ve yola çıktık. Arabayla giderken baktım iyice etrafıma; Batman şehir olarak küçük fakat çok güzel bir yerdi. Ufuk ağabey arabayı hızlı kullanıyordu bu yüzden o kadar da ayrıntılı inceleyemedim.  Sanayi sitesinden döndükten sonra Esen Tepe Piknik alanına uğradık. Batman buradan çok net gözüküyordu. Beşiri gibi güzel bir coğrafi yapıya sahipti şehir merkezi de. Havası temiz, insanı güzel (gözlemlediğim kadarıyla) bir yerdi. Sonra tekrar Ufuk ağabey’in şirketine döndük. İnternetten tanıştığım bir diğer arkadaş Süleyman’dı. Kendisi 17 yaşında, grafik tasarım alanında yaşına göre çok iyi bir meslektaşım. Aradım ulaşmaya çalıştım kendisine ve saat üç gibi o da geldi yanımıza ve çıktık. Ufuk Ağabey’in bir arkadaşını aldıktan sonra, bu yaşıma kadar gördüğüm internet cafeler içerisinde en güzeli olan Bahar İnternet cafeye gittik. Avrupa da böyle internet cafe var mıdır? Acaba diye düşündüm kendi kendime. Abartısız çok güzel düşünülmüş ferah bir otama sahipti. Batman’ın ekollerinden biri olarak bu cafe gönlümde taht kurdu. Bu güzel mekanın sahibi Ümit Ağabey, Ufuk Ağabey’in arkadaşıydı. Çay içtikten sonra ayrıldık oradan ve Ümit ağabey ‘de bize katıldı. İlk önce T.P.A.O. sitesine gittik. Arabayla turladığımız için ayrıntılı gözlemleyemedim ama gördüğüm kadarıyla çok güzel bir yerdi.  Hemen çıkışta lokantaya gittik.  Ben paça istedim ama gelen paçayı yiyemedim. Aç olmama rağmen bir türlü yiyemiyordum. Çünkü paçada küçük çocuklara verilen mama tadı vardı, ya da bana öyle geliyordu. Yiyemedim. Onu bırakıp çorba istedim. Ufuk ağabey ve lokanta sahibi bana biraz takıldılar bunun için. Ama yiyemiyordum, ne yapayım? Gelen çorba güzeldi bir güzel yedikten sonra çıktık lokantadan ve arabayla yola koyulduk. Bir tabela gözüme çarptı giderken. Batman Belediyesi Yılmaz Güney Sineması yazıyordu hemen üstünde. Duygulandım, dayanamadım bir fotoğraf çektim tebelanın önünde durarak.

Hemen sonrasında WORLD MAR alışveriş merkezine gittik. Diyarbakır’daki Alışveriş merkezleriyle kıyasladığımda daha güzel geldi bana. Bir alışveriş mağazasında oyuncakların bulunduğu peronda, uzaktan kumandalı bir jeep ilgimi çekti… 14,95 YTL yazıyordu etiketinde. Evde oynarım diye dayanamadım aldım. Az önce baktım ki, kredi kartımdan 19,95 YTL çekilmiş. Halla halla, ayak üstü kazıkladılar mı bunlar beni? Diye düşündüm bir an ama düşük ihtimal de olsa ben biraz yorgun olduğum için fiyatı yanlış görmüş olabilirim, kimsenin günahını almıyayım. Neyse efendim oradan da çıktık. Dönüşte Diyarbakır Caddesi üzerindeki bir kavşakta temsili bir petrol rafinerisi yapılmış, oda Batmanın bir başka güzel ekolüydü benim için.

Saat geç olmuştu. Şirkete döner dönmez hemen laptopu toplayıp çantaya koydum ve müsaade istedim. Ufuk ağabey ve arkadaşları beni alıp ilçe otogarına kadar uğurladılar. Batman’dan geriye kalanlar, içimde oraya ve insanlarına karşı oluşan  bir tutam sevgi oldu…

13 Yorum Var

Arama

Bu kimin blog'u ?

Ramazan KOCAKAYA

Kategoriler

  • Kitaplar (2)
  • Kişisel Gelişim (6)
  • Medya (11)
  • Serbest (11)
  • Seyahat (2)
  • Spor (1)
  • Teknoloji (14)
    • Bilgisayar (6)
      • Network (2)
    • İnternet (8)
  • Videolar (1)
  • Yaşam (1)

Dil Secimi

    English Chinese Deutsch Dannish Spanish Suomi French
    Hrvatska Hindi Japanish Dutch ??????? ???? ???? Bulgarian

Blog'dan Rastgele...

  • Hakkımda
  • Youtube Yasağı ve İnternette Sansür Tartışmaları
  • İletişim
  • 10 parmak klavye nasıl yazılır?
  • Batıl inançlar artık Sanal Dünya da insanları sömürüyor...
  • Zamanın Öğrettikleri
  • Kırıntı
  • TüvTürk de Araba Muayenesi ve Vatandaşımızın isyanı
  • İnternet nedir, ne değildir?
  • DUVAR 'Bir Yılmaz GÜNEY Filmi...'
  • Başarının anahtarı... "Sorumluluk"
  • Bilgisayarınız için en iyi performans
  • 'Net'teki sınırsız özgürlük ve içinden çıkılmaz sonuçları
  • .tr Aladın Adı Tahsisi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nin bu konudaki yetersiz alt yapısı
  • Tarık AKAN' dan... 'Anne Kafamda Bit Var'
    TeknikSanatlar Forum

    Yazilar icin RSS
    Yorumlar icin RSS 

Son Yazılar

  • TüvTürk de Araba Muayenesi ve Vatandaşımızın isyanı
  • 10 parmak klavye nasıl yazılır?
  • Bir Mahsun KIRMIZIGÜL Klasiği Daha…”Newyork’ta Beş Minare: DECCAL”
  • BKM sunar “Çok pis hareketler bunlar”
  • İnternet nedir, ne değildir?
  • Windows 7′ye genç bakış
  • Her İşsiz Bir Ahmaktır!
  • Neşeyle geçen Doğu Karadeniz Turu
  • Yüreğimizin sesiyle sömürülmeye açık bir devlet gibiyiz!
  • Weblog’a Çoklu Dil Seçeneği Modülü ve Paylaşımlarım Hakkında

Son Yorumlar

  • slgr: cumhuriyet yürüyüşlerinde ve tekel işçilerinin eylemlerinde en ön sırada görüyorum müjdat gezen...
  • kenan: mrb ramazan bey biz şimdi bir otel inşaaatı yapacağız ve access pointler hakkında tam olarak kesin bir...
  • Salih Erdoğan: merhaba ramazan bey ben smle adsl kullanıyorum modemim airties 204 evde bütün odalarda...
  • mustafa: airtiess ap-301 bonu nasıl güçlendireceğim bende 16 dBi WIRELESS ANT vadır ap-301 bağlantısı nasıl...
  • gamze coskun: o bir tarık akan söze gerek yok

Site Hakkında

    Ramazan KOCAKAYA 'nın İnternet Günlüğ

    Bu sitedeki yazı, makale veya resimler
    tamamen ziyaretçilerin hizmetine sunulmuş
    olup, içeriği özgündür.

    Bu siteden almış olduğunuz içeriği başka bir
    sitede paylaşırken, kaynağını belirtiniz.

    KOCAKAYA 'nin FeedBurner 'i için
    tıklayınız...

Copyright 2008 © Ramazan KOCAKAYA | Fikir, Bilgi ve Teknoloji Yazıları
Bu Sayfa En iyi 17 " Samsung LCD Monitör, 1024 x 768 çözünürlük ve Mozilla FireFox ile görüntülenir. Teknik Alt Yapı: Ramnur Bilgi Teknolojileri