Ramazan KOCAKAYA ’s weblog » Medya

Bir Mahsun KIRMIZIGÜL Klasiği Daha…”Newyork’ta Beş Minare: DECCAL”

Medya 1 Yorum »

Görmediğimiz bir şey hakkında yorum yapmak. Fikir ürütmek ve kesin sonuçlara varmak ön yargıdır. Fakat eğer bir konu hakkında yağmurlu, bulutlu bir şeyler biliniyorsa ve o konu hakkında daha önce sonuçlanmış kesinlikler varsa; tahmin yürütülebilir. Bence bunun adı ön yargı olmamalıdır.

Ben kendim de çekimi henüz başlamamış bir filmin Teaser ‘ını izleyerek bir tahmin yaptım. Beyaz Melek ve Güneşi Gördüm filmlerini çekip halkın beğenisini toplayan Sanatçı (Müzisyen, Yönetmen, Senarist) Mahsun KIRMIZIGÜL ‘ün, Amerika Birleşik Devletleri’nde çekilecek olan filmi Newyork’ta Beş Minarare: DECCAL için şimdiden söylüyorum. Mahsun KIRMIZIGÜL yine bazı değerlerimizi kullanacak aynı zamanda sistemin o değerlere yaptığı yanlışı eleştirmeyecek, sistemi savunacak bir film ortaya çıkaracaktır. Tek faydası bize zaten bildiğimiz şeyleri beyaz perdeye sinematik bir oyun ve iyi çekilmiş bir filmi izlemek olacak. Belki aksiyon, belki dram, belki de başka şeylerde geçecektir filmde. Ama filmi izleyip sinemadan çıkanlar yine; “Vay efendim Mahsun Neymiş de biz bilmiyormuşuz…” diyeceklerdir… Ben açık ve net söylemeliyim ki, bir izleyici olarak çektiği filmlerin kalitesi gerçekten üst seviyede. Fakat Sanat denilen şey sadece insanlar alkışlasın diye yapılmaz! İnsanlara bir şeyler katmalı sanat… Sadece sanatçıya para kazandırıp, hayranlar tarafından alkışlanıyorsa ve kimseye de bir faydası yoksa, neye yarar? Mahsun’un Beyaz Melek Filmini çok beğendim ve hatta bu konuda bir makale yazıp bütün film ekibinin hak ettiği övgüleri kendi kalemimden paylaştım. Fakat Güneşi Gördüm filmiyle tam bir hayal kırıklığına uğramıştım. Çünkü kendisi ne şiş yansın ne kebap demiş, herkesi memnun etmişti. Ama kimseye de bir fayda sağlamamıştı. Bazı kimseler doğruyu yansıtıyor bu film deseler bile nafile… Bir filmin galası hem Yozgat hem Diyarbakır’da yapılabiliyorsa ve bu iki bölgenin farklı olan değerlerini eğer ele almışsa; mutlaka ikisinden biri memnun kalmayacaktır. Çünkü bir sorun varsa eğer ortada hatalıda vardır. Ama eğer bir gerçeği gözler önüne seriyorsan ve bazı şeyleri görmezden gelip üzerini örterek bir ürün ortaya çıkarıyorsan. Sen sahtekarlık yapıp müşteriyi kandırmaya çalışıp, para kazanmak eğilimindesin demektir. Bu durumda sanatçıya hiç yakışmaz. Newyork’ta çekilecek olan filmin teaser yani çekimleri başlamadan önce hazırlanan kısa tanıtım filmini izlerken birkaç kare gözüme çarptı ki, filmin yönetmen ve senaristi olan Mahsun KIRMIZIGÜL’ün yine o bilindik sistemin çarkı olmaya devam etme hareketleri var. Umarım ki Mahsun insanların bazı önemli değerlerini beyaz perdeye yansıtırken; karşısına sistem geldi mi? Korkup gizlemeden onları da yansıtsın. Hiç sanmıyorum. Ama umarım ben tahminimde yanılmış olayım. Sanırım film 2010 kasım ayında gösterime girecek.

Mutlaka gidip izleyin… En azından, sanat açısından saçmalamıyor Mahsun’un filmleri… Çekim kalitesi ve senaryosu film olarak kötü değil. Ama verdiği mesaj aldatıyor maalesef…

Newyork’ta Beş Minare Filminin Teaser’i… :


BKM sunar “Çok pis hareketler bunlar”

Medya, Serbest, Yaşam Yorum Yok »

Gün içerisindeki koşuşturmalarımızdan dolayı yorgunluk ve stresimizin ruh ve beden sağlığımıza zarar vermemesi için dinlenir, eğlenir bir şekilde tekrar tekrar motive olmaya çalışırız. Kimimiz stresini sessiz bir ortamda kendini dinlendirerek atar. Kimimiz de; bir barda gürültü seviyesinin yüksek olduğu bir yerde stres atmaya çalışır.
Bunların dışında her akşam evde televizyon başına kurulduğumuzda izlediğimiz programlarda tarzımıza göre komedi, aksiyon, dramatik konulardaki programları izleyerek günün stresinden kurtulmaya çalışırız. Haberleri açarız büyük bir heyecan ve çarpıtmayla olaylar yansıtılır. Kendimizi kaptırmamamız mümkün değil. Haberler içerisi kanalın spikerleri tarafından yorumlarla süslenmiş, bizi etkileyen ses efektlerinin eklendiği bir şekille önümüze sunuluyor. Sebebi ise rayting… Daha çok izlenme… Daha çok kazanma… Yazık değil mi? Objektif bir biçimde olayları o renkli kutunun ekranına taşımak varken, neden insanların beynini ütüleyen bir sistem işlesin? Ülkenin Batısındaki bir adam doğuya geldiğinde bana buraları ben böyle bilmiyordum. Televizyonda izlediğim gibi değilmiş buralar dediğinde; içim burkuluyor. Ben de batıya gittiğimde öyle medyada yansıtıldığı gibi görmüyorum oraları…
Yazık değil mi bize?
Haberlerden sonraki programlara gelince… Formatı ne olursa olsun eğer bir program Dini sömürüyorsa, argo içeriyorsa ve içerisinde cinsel içerikli espriler kısıtlı değilse, bilin ki kolaya kaçılmış ve bir kalitesizlik söz konusu! İnsanı nasıl kandırabilirime gidilmiştir… İsmi manidar çok güzel hareketler bunlar diye skeçlerle Beşiktaş Kültür Merkezi Mutfak! Oyuncuları tarafından hazırlanmış bir televizyon programı var. Genel sanat yönetmeni de Sayın Yılmaz ERDOĞAN…

Youtube ‘da izlenme rekorları kırıyorlar… Televizyon da da raytingleri baya iyi! Ama analiz yaptığımda baktım ki insanları güldürmek için inançları sömürenleri öne çıkarıyorlar. Cinsel içerikli espriler, argolar hiç eksik olmuyor…
Haklılar aslında… Haftada 4-5 skeç yazmak insanları kendine bağlı tutmak kolay değil. Onun için kolayı yapmak gerek! Gidip pis hareketlerle insanların annesiyle babasıyla çocuğuyla gittiği, televizyondan izlediği skeçler ortaya çıkarıp insana gülmek dışında çok fazla şey kazandırmayan bir format yapmak gerek… Türkiye’de her yörenin kendine has kültürü, örfü, adêti var… Biraz utanma var… Bırakmadılar bizde utanma. Bırakmadılar! Normalleşiyor giderek böyle şeyler. Açın youtube veya başka bir video paylaşım sitesini, bakın! Yalan mı söylüyorum! Yılmaz Erdoğan’ın borcu mu var, ne? Niye böyle kaliteden yoksun bir işe sanat yönetmeni olmuş? Onun vizontelesi baya bir kaliteliydi oysa. Ama sinema başka televizyon da raytingleri toplamak başka bir şey.
Bütçemiz %400 lerde açık vermiş. Haberi olan? Devletin yükünü artık daha ağır taşıyacağız sırtımızda… Haberi olan? Yok bilmem hangi ünlü hangi lüks cipi almış. Haberi olmayan?
Neden mi %400 açık verilmiş… Ortalığı pislik götürüyor. Bir tane değil, iki tane değil… İçine gömülmüşüz, halimizi göremiyoruz!

İzlemesin kardeşim kimse, zorla izleten mi var? Yooo! Gayet güzel ve gayet de serbest bir şekilde yayınlanıyor. Zoraki olsa RTÜK bırakır mıydı? Canım…

Esaretin Bedeli

Medya, Kişisel Gelişim 1 Yorum »

İnsanların yaşayışını, maceralarını, dramlarını ve buna benzer birçok hâl ve hareketlerini; izleyecek kesime mesaj vermeye çalışarak; kaleme alınan senaryolarla çekilen filmler, benim için çok önemlidir. Gerçek sanat dediğimiz olay;  kültürü ve ilmi bize empoze etmek ile farklı bakış açılarını kazanmamıza yardımcı olmaya çalışan emektir. Bahsettiğimiz emeğin ortaya çıkardığı ürün çoğunluk tarafından beğenilir, takdir görür. Esaretin Bedeli; tam da böyle bir film…

1994 yılı ABD yapımı olan film; Frank Darabont tarafından yönetilmiş…. Senaryosunda da Stephen King ve yine Darabont imzası bulunuyor. Filmi ben beğendim ve önerim üzerine izleyecek olan kişi sayısında ezici çoğunluğun bu filmi beğeneceğini iddia ediyorum. Filmin içeriğine değinmek istemiyorum; çünkü bu filmde;
Hırs, Umut, Başarı, Zekâ, Sabır, Emek, Dostluk, Zorluk, vs… olması gereken ne varsa; hepsi mevcut. Sadece filmi izleyen biri olarak; şuna değinmek istiyorum: Geçmişte olanlar ve onların çıkardıkları sonuç ne olursa olsun, biz içinde bulunduğumuz duruma bakmalı ve ona göre hareket etmeli ve de; kesinlikle umudumuzu yitirmeden varmak istediğimiz noktaya ulaşabilmek için büyük bir özveri göstermeliyiz. Hayat ve koşullarımız adaletli olmayabilir, ama herşeye rağmen diyerek bakmalıyız olaylara!..

Bu filmi izlememe vesile olan Mehmet Ağabey’e teşekkürler….

 
Orjinal tema Silicon Türkçe çeviri Mavinefes.com
Copyright © 2007 Ramazan KOCAKAYA ’s weblog.