Görmediğimiz bir şey hakkında yorum yapmak. Fikir ürütmek ve kesin sonuçlara varmak ön yargıdır. Fakat eğer bir konu hakkında yağmurlu, bulutlu bir şeyler biliniyorsa ve o konu hakkında daha önce sonuçlanmış kesinlikler varsa; tahmin yürütülebilir. Bence bunun adı ön yargı olmamalıdır.
Ben kendim de çekimi henüz başlamamış bir filmin Teaser ‘ını izleyerek bir tahmin yaptım. Beyaz Melek ve Güneşi Gördüm filmlerini çekip halkın beğenisini toplayan Sanatçı (Müzisyen, Yönetmen, Senarist) Mahsun KIRMIZIGÜL ‘ün, Amerika Birleşik Devletleri’nde çekilecek olan filmi Newyork’ta Beş Minarare: DECCAL için şimdiden söylüyorum. Mahsun KIRMIZIGÜL yine bazı değerlerimizi kullanacak aynı zamanda sistemin o değerlere yaptığı yanlışı eleştirmeyecek, sistemi savunacak bir film ortaya çıkaracaktır. Tek faydası bize zaten bildiğimiz şeyleri beyaz perdeye sinematik bir oyun ve iyi çekilmiş bir filmi izlemek olacak. Belki aksiyon, belki dram, belki de başka şeylerde geçecektir filmde. Ama filmi izleyip sinemadan çıkanlar yine; “Vay efendim Mahsun Neymiş de biz bilmiyormuşuz…” diyeceklerdir… Ben açık ve net söylemeliyim ki, bir izleyici olarak çektiği filmlerin kalitesi gerçekten üst seviyede. Fakat Sanat denilen şey sadece insanlar alkışlasın diye yapılmaz! İnsanlara bir şeyler katmalı sanat… Sadece sanatçıya para kazandırıp, hayranlar tarafından alkışlanıyorsa ve kimseye de bir faydası yoksa, neye yarar? Mahsun’un Beyaz Melek Filmini çok beğendim ve hatta bu konuda bir makale yazıp bütün film ekibinin hak ettiği övgüleri kendi kalemimden paylaştım. Fakat Güneşi Gördüm filmiyle tam bir hayal kırıklığına uğramıştım. Çünkü kendisi ne şiş yansın ne kebap demiş, herkesi memnun etmişti. Ama kimseye de bir fayda sağlamamıştı. Bazı kimseler doğruyu yansıtıyor bu film deseler bile nafile… Bir filmin galası hem Yozgat hem Diyarbakır’da yapılabiliyorsa ve bu iki bölgenin farklı olan değerlerini eğer ele almışsa; mutlaka ikisinden biri memnun kalmayacaktır. Çünkü bir sorun varsa eğer ortada hatalıda vardır. Ama eğer bir gerçeği gözler önüne seriyorsan ve bazı şeyleri görmezden gelip üzerini örterek bir ürün ortaya çıkarıyorsan. Sen sahtekarlık yapıp müşteriyi kandırmaya çalışıp, para kazanmak eğilimindesin demektir. Bu durumda sanatçıya hiç yakışmaz. Newyork’ta çekilecek olan filmin teaser yani çekimleri başlamadan önce hazırlanan kısa tanıtım filmini izlerken birkaç kare gözüme çarptı ki, filmin yönetmen ve senaristi olan Mahsun KIRMIZIGÜL’ün yine o bilindik sistemin çarkı olmaya devam etme hareketleri var. Umarım ki Mahsun insanların bazı önemli değerlerini beyaz perdeye yansıtırken; karşısına sistem geldi mi? Korkup gizlemeden onları da yansıtsın. Hiç sanmıyorum. Ama umarım ben tahminimde yanılmış olayım. Sanırım film 2010 kasım ayında gösterime girecek.
Mutlaka gidip izleyin… En azından, sanat açısından saçmalamıyor Mahsun’un filmleri… Çekim kalitesi ve senaryosu film olarak kötü değil. Ama verdiği mesaj aldatıyor maalesef…

konuyla alakalı Yorumlar
1 user (Kişi Tarafından Bu YazıyaYorum Yapılmış)
Bu “sistem” diyerek inceden karalamaya çabaladığınız düzen, kanla, gözyaşı ile, isyanla, zulme karşı bir başkaldırı ile, direnme ile kuruldu. İstiklal Savaşına katılmış bir yakınınız yok sanırım. Tuhaf. Bizim var ve onların anlattıkları, tamamen bir “değerler bütününe” işaret ediyor. “Sistemin insanıyız” sizin önyargılı ve taraflı tarifinizle bu kesin. Yalnız unutmayınız ki, evlerimizdeki bayrak, atalarımızın resimleri, kitaplarımızdaki şiirler, destanlar, hikayeler, anılar, askerimiz ve ordumuzla ilgili güvenimiz, inancımız, dinimiz, hepsi de bu sistemin bir unsuru olan ayrı lakin toplamda bir “manevi hazine” ye işaret eden değerlerdir. Mahsun Kırmızıgül’ ü bu uzlaştırmacı ve uyandırıcı yaklaşımlarından ötürü, sırf filmlerindeki yüksek kalitedeki sanat itibarıyla değil, mesajları bakımından da kutluyorum. Şimdiden bu topraklarda topyekün bir uyanışa vesile olacağını umduğum “Deccal” i de sabırsızlıkla bekliyorum. “Kan davalarına karşı olmak” şeklinde bir değer taşıyan kişiden saygılarla…
Ramazan KOCAKAYA:
Sistemi karalamak, illa muhalefet olayım değil amaç. Gerçek ne ise onu görmeniz gerekir. Sistem çok iyi diyorsanız. Çevrenize hiç bakmıyor, kulağınızı ve gözünüzü dış dünyaya kapatıp bir hayal dünyasında yaşıyorsunuz. Sistemimizde ciddi problemler var. Peki muhteşem varlık olan insanoğlu olan Türkiye Vatandaşları nasıl çıkamıyor bu işin içinden? Çünkü yozlaştırılmış ve molotonlaşmış bir hayata hapsedildik. Medyamız sağolsun! Ayrıca bu yozlaşma ve molotonlaşan hayattan kurtulamamızın sebebi sindirilmiş bir eğitim düzenin ve alt yapısının elimizde olmamasından kaynaklanıyor. Demişsiniz ki, sizin yakınlarınız istiklal mücadelesi vermediler. Hayır yanılıyorsunuz. Benim dedemin babası savaşta boğazına aldığı kurşunla gazi oldu ve o kurşunla ruhunu Rabbine teslim etti! Ben istiklal mücadelesi dönemindeki düzene doğrusu hasretim. Şuanki halimize bakın, önceki insanlarımıza bakın birde! Bizim o zamanki insanlardan eksiğimiz aklımız ve fiziki gücümüzdür maalesef. Oysaki bilgi çağı dediğimiz 21. yüz yılda yaşıyoruz ama… dedim ya molotonlaşan ve yozlaşmış bir hayatın kölesi gibiyiz. Molotonlaşan bu hayatımız içerisinde Mahsun ve ondan aşağı ve yukarı sanatçılar var. Onlar aydınlar olarak parayı ön plana alırsa seviyelerini düşürmüş olurlar. Fakat eğer amaçları toplumsal mesaj vermekse ve kazanç gütmeyip maddi çıkarlarını 2. plana atıyorlarsa benim gözümde sanatçıdırlar! Onun dışında ağzıyla kuş yakalasa ben o insan hakkında olumlu düşünemem. Mahsun Kırmızıgül kendisi hemşerim olur fakat maalesef Diyarbakır’a bir dikili ağacını ben bilmiyorum. Kalkmış bana verdiği mesajdan bahsediyorsunuz. Ne mesajı veriyor? Hepimiz kardeşiz. Kavga bitsin. Güçlüyü biraz daha tatlı, güçsüzü de çok fazla kötülemeyerek sen aslında biraz suçlusun demeye getiriyor. Biraz dediği için herkes de memnun oluyor. Ne şiş yanıyor, ne kebap.
Fikrinizi Belirtin
Not: Bu yazıya yapmış olduğunuz yorum, blog sahibi onayladıktan sonra yayınlanır...