İnternet nedir, ne değildir?

Teknoloji, İnternet, Network 1 Yorum »

1962 yılı ekim ayında Amerikan Savunma Bakanlığı olası bir nükleer saldırıda bilgisayarlarındaki verilerin kaybolmaması için ikinci bir bilgisayar istasyonu kurmuş ve bu uzak iki bilgisayar istasyonları arasında kablo bağlantısı ile ilk internet olan ARPANET doğmuştur. Bu olay internetin başlangıcıdır. İnternet (INTERnational NETwork) Uluslararası bilgisayar ağı anlamına gelen iki İngilizce sözcüğün kısaltmasıdır. ARPANET bahsettiğim gibi ilk olarak ABD de askeri alanda kullanılmıştır. Daha sonra Üniversiteler arasında kullanıldı. Onun sonrasında ticari alanda kullanılması ve en son olarak da evlerimize hayatımızı kolaylaştırmak için (kısaca uzağı bize yakın etmek diye kendime özel bir cümleyle özetlemek istiyorum.) kullanılabilir hale geldi.

İnterneti kullanan her bireyin, mümkün isteğine ulaşması bir tık uzaklığında artık. Mümkün istek diyorum. Çünkü bilgi deposu dediğimiz internet, bu bilgilerin barındığı serverların ( sunucu bilgisayarların) içeriğindeki bilgiler ve bu bilgilere bizim erişim yetkimiz ile sınırlıdır. Bu sebeple internet dünyası da sonsuz değil ve bir sınırı vardır.
Hemen, hemen herkesin internete bir işi düşüyor. Çünkü sürekli olarak işlemler internet ortamına kaydırılıyor ve bu ölçüde işlemleri işleyen kişiler yetkilendiriliyor. Çünkü diğer şekilde sayısı fazla işlemler için daha fazla insan gücü ve maddi kayıp meydana geliyor. Türkiye de en büyük e-devlet kapısını turkiye.gov.tr İnternet sitesiyle açtı.

Sınav sonuçlarımızı, sgk prim gün sayımızı, sınav başvurularımızı ve tercihlerimizi, faturalarımızın ödenmesi vb. daha sayamadığım sayısı binlere ulaşabilecek işlemleri artık internet üzerinden gerçekleştiriyoruz. İnternet, kullanmayan insanlar için çok şey ifade ediyor. İnterneti kullanan birey, internetten ne yapabileceğini az çok biliyordur. En azından kendisi bir kullanıcı olduğu için ihtiyacı olduğu bilgiye erişebilmesi o bilginin yöneticisi devlet veya özel kurumun idari ve teknik yetkilisinin gerekli bilgiye kendi konumundaki diğer kullanıcılarla birlikte izin vermesi gerektiği mantığını; bu ilişkiyi çözemeden anlamıştır.
Çözemeden diyorum. Çünkü ona göre internette başkasının erişebildiği aynı şeye yetkisi olmadığı için erişemiyordur ve bu bilgi için internette yok şeklinde kesin bir yargıya varabiliyor. Ama en azından aradığı şeye erişemeyeceği kanısına varıyor.

İnternet kullanıcısı olarak bilgisayarınız Client (istemci) ‘dir. Bilgisayarınızın bağlandığı sitelerin barındığı diğer bilgisayarlar ise Server (sunucu) dur. Bilgisayarınızdan bir internet sitesi adresi yazdığınızda, siz bir istemci olarak adresini girdiğiniz (internet erişimi hızlı ve donanım aksamları olarak yüksek özelliklere sahip ve aynı anda çok fazla bilgisayara cevap verebilecek olan) sunucu bilgisayarda bulunan sitenin dosyaları bilgisayarınızın geçici klasörü (temp) ‘e iner. Bahsi geçen sitenin ilgili sayfasında bulunan dosyaların tamamı bilgisayarınız da tepm’e kaydolduktan sonra, o sayfayı tam olarak görüntülersiniz. Çok uzun gibi gözüküyor olay fakat bu uzunlukta bir işlem her sayfayı açtığınızda göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşir. Bunun bu kadar hızlı olmasının sebebi ise, o sitenin dosyalarının çok küçük kapasitede olmasıdır. Zaten internet sitelerini açarken resim, metin, animasyon ve formlar görürüz. Bu nesnelerin boyutları çok küçüktür. Boyutları küçük olduğu için çabucak bilgisayarınıza iner ve onları görüntülersiniz. Bazen yoğun olmayan ve sizinde internetinizin bağlantı erişimi hızlı olmasına rağmen geç açılan sitelerin nedeni içeriğindeki nesnelerin (resim, form, müzik, video vs.) boyutunun büyük olmasından kaynaklanır.

İnternet Explorer ve diğer tarayıcılarda olan çevrimdışı bağlan özelliği vardır. Yani internet yokken bile daha önce gezdiğiniz sitelere bakma ve onları görüntüleme özelliği. Bunun mantık az önce anlattığım olayın sağlaması gibidir. İnternette x bir siteye girdiniz ve sonra çevrimdışı çalış yapıp tekrardan o site adresini tekrar girdiniz. Ve sayfa önünüze geldi. Peki bu nasıl oldu? Az önce söylediğim gibi temp yani geçici klasöre yerleşen dosyayı görüntülüyorsunuz. Oysaki daha önce hiç ziyaret etmediğiniz y sitesini çevrimdışı çalışırken açmaya çalıştığınızda onu görüntüleyemezsiniz. Ayrıca girdiğiniz bazı sitelere daha sonra girmeye çalışırken adreslerini yazma esnasında adresinin hemen yazdığınız alanın alt tarafında görünmesinin sebebi de yine geçici dosya olan temp’te bu adreslerin tutulmasından kaynaklanıyor. Temp klasöründeki içerikler belirlediğiniz tarih aralığında silinir. Bahsettiğim bu konu belki başka bir alana giriyordur. Fakat temp olayını tam olarak anlatabilmek için matematik öğretmenimizin anlayamadığımız belki bize yabancı geldiğini düşündüğü için sağlamasını yaparak onu daha iyi kavramamıza yarayan mantıktan kaynaklanıyor.

İnternetteki sunucu ve istemci mantığını çözen insan için internet yani bağlı bulunduğu koca bilgisayar ağını tanıması hiç fena olmaz. İnternetin çalışma mantığını çözmek lazım. Mevcut çalışma mantığını bilmeyen insanlar kendi kafalarından mantık kurarlar ve bu da yanlıştır.

Mesela çevremden bir çok insan internet kullanıcısı değil ve benim internetle haşır neşir olduğumu bildikleri için sürekli sorular soruyorlar. Bir bakar mısın şu bilgim internette var mı? Veya bir kurumda şöyle bir bilgim çıkmış mı? Beni internetten bulsana? Gibi bir çok soruyla karşılaşıyorum. Kullanmayan insan için internet, içinde her türlü bilginin olduğu sanılan bir depo gibidir. Mesela kimlik fotokopisi lazım olan ve kimliği yanında bulunmayan biri internetten buna erişebileceğini bile zannedebiliyor. Ben şahsen buna tanık oldum.

İnternet sınırsız bilgi deposu değildir. İnternet her şey değildir. İnternet tek başına bir şey değildir! İnternet koca bir bilgisayar ağı ve bu ağda bir birine bağlı olan iyi ve kötü donanım aksamlarına sahip, hızlı ve düşük bağlantı yapısıyla birbirleri arasındaki bilgi paylaşımıdır. Bu paylaşım demek değildir ki, internete bağlı her bilgisayardaki her bilgiye erişilebilir! Kesinlikle bu yanılgıya düşmememiz lazım. İnternete bağlı bilgisayarlardaki bilgilere erişim o bilgilerin paylaşımı ve bu paylaşımdan kimlerin faydalanabileceği yetkisiyle sınırlıdır. Bu bilgi bir metin olabilir, bir müzik, bir video, bir resim, vs. bir çok şey olabilir. Bugün internet siteleri erişimleriyle anonim hale gelmiştir. Herkes girip gezebiliyor. Fakat şöyle bir şey de mümkün teknik olarak: Eğer internet sitelerinin girişleri şifreli olsa, şifreyi bilmeden kimse o siteyi görüntüleyemez. Bu da internette olan bilgi yetkimiz olmadan yine işimize yaramıyor. Sadece paylaşımda olması yetmiyor. Dolayısıyla anlatmaya çalıştığım mantık burada egemenliğini gösteriyor.

Fakat şu var; maalesef halen internette neye erişilip neye erişilemeyeceğini bilmeyen insanlarımız var. İşim gereği bu görev bana düştüğü için mantığı anlatmaya ve insanları internetin yapısı hakkında bilgim dahilinde bilinçlendirmeye çalıştım. İnternet kullanıcısıysanız bile bu mantığı teknik olduğu için ezici çoğunluk bilmediği için sizin de bilmediğinizi var sayıyorum. ( Tabi eğer bilgisayar konusunda bu konuya rast gelmemişseniz  ) Bu teknik mantığı anlamanız size fayda sağlayacaktır. Çünkü her an interneti kullanmayan insanlar size beni internetten çıkarsana diye karşınıza çıkabilir!

Windows 7′ye genç bakış

Bilgisayar 2 Yorum »

Yaklaşık iki haftadır bilgisayarımda Windows 7’yi kullanıyorum. 6 yıldır bilgisayar kullanıcısıyım ve XP (Professional) dışında hemen, hemen başka işletim sistemi kullanmadım. (XP; eXPerince yani İngilizce deneyim olan sözcüğün kısaltılmasıdır.)

Windows XP, Windows Vista, Windows 2000, Windows Server 2003, Ubuntu, Slax(Linux tabanlıdır.), Pardus (T.C. Ulusal işletim sistemidir.) gibi sistemler kurdum. Bu saydıklarım arasında Windows Server 2003 dışında tümü Office ve Home kullanıcılarına yani bize hitap ediyor ve ben XP dışında hiç birinden memnun olmadım Saydığım işletim sistemleri arasında Linux tabanlı olanları kullanmak biraz kasar. Çünkü bu piyasanın tekeli maalesef Bill Gates’ın şirketi Microsoft’tur. Zaten bu yazıyı okuyan siz, %99.9 ihtimalle Windows kullanıcısısınız. Bilgisayarı eğlence ve oyun amacıyla kullananların donanım sistem konfigürasyonu konusunda epey bir masraf yapma ihtiyaçları var çünkü görsel özellikleri ön planda olan işlemler yaptıracaklar.
İnsanoğlunun yapısında bitmeyen bir istek var. Bir araba için hırslandığınızı düşünün. Mevcut maddi imkânlarınız ile aldığınız araçtan bir süre sonra sıkılacak ve daha iyisini isteyeceksiniz. Mümkün değil o arabayla ömrünüz boyunca idare edemezsiniz. Bilgisayar içinde aynı kural geçerlidir. Bu nedenle eğer bilgisayarı eğlence amacıyla kullanıyorsanız, bilgisayarınızın donanım konfigürasyonunun yüksek özelliklere sahip olması gerekir.

Eğer işlem yaptırmak ve bilgilerinizi saklamak için ve de; olmazsa olmazlarımızdan olan internette sörf için kullanıyorsanız bilgisayarı; o halde benim 6 yıldır kullandığım şekliyle yani; bilgisayarınızın görsel özelliklerini kısarak Windows XP ile aranızı yapabilirsiniz. Yoksa hatalar, sistemin kilitlenmesi sistemin çökmesi gibi bir çok sorun canınızı sıkabilir.

Windows XP ile ilgili olarak sürekli güncellemeler, güvenlik yamaları vb. yükseltmeler çıktıysa da en son SP3 (Service Pack 3) yaması ile bilgisayarın performans ayarlarını yaptıktan sonra çok rahat kullanıyordum. Ben bilgisayarda internet sitesi tasarlamak için bir çok program kullanıyorum. Bu programlar arasında çalışırken bilgisayarı kasan Photoshop gibi yazılımlar var. Fakat yinede bilgisayarım kolay, kolay kilitlenmiyordu.

Şunu kesinlikle göz ardı etmemek gerekiyor. Bir bilgisayarın hızlı işlem yapabilmesi için; bilgisayarın CPU’sunun (İşlemci) ve Ram’inin (Random Access memory: Rastgele erişilebilir bellek) yüksek olması gerekir.

Windows XP için Bilgisayarı kasmayan bir sistem derim ve eğer iyi bir kullanıcı tarafından kullanılıyorsa kolay, kolay sorun çıkarmaz.

Windows XP ‘den sonra çıkan Windows Vista az öce değindiğim görsel özelliklerin ön planda olduğu ve aynı anda birkaç programı çalıştırdıktan sonra insanı zora sokabilen bir işletim sistemidir. Aynı anda çalışan program sayısının fazlalığı ve görsel öğelerinde aşırı ön planda olması bilgisayarın kasılmasına ve hatta kilitlenmesine neden olur. Çünkü aynı anda birkaç işlem yapayım derken, yetersiz kalır gücü ve kilitlenir yani yanıt vermez. Bu da insanın sabrını taşıran bir durumdur.

Sistem özellikleriniz ne kadar yüksek olursa olsun; Windows XP o sistemde Windows Vista’ya göre çok daha hızlı çalışır. Çünkü görsel özelliği ve arka planda çalışan uygulama sayısı farkı var. Bu sebeple Vista’ya gıcık olmuştum. Ayrıca Windows Vista ‘da Microsoft çalışanları güvenliği sağlayalım derken XP ye alışmış olan kullanıcıları sıkan uyarılar eklemişler bu da işlem yapmaya kalkan insanoğlunu yaptığı işlemi geciktirdiği için kızdıran bir başka özellik olsa gerek ki; beni çok kızdırıyor…

Windows 7 çıkmadan önce ben hep 10 yılda geçse ben bu XP ‘yi kullanırım diyordum. Çünkü Vista, XP’den sonra üretilmiş olmasına ve daha gelişmiş bir işletim sistemi olmasına rağmen sevememiştim.

Microsoft giderek görselliğe ağırlık veriyor ve insanları etkileyen adeta büyüleyen görsellikle bilgisayarı daha sempatik hale getirmeyi çabalıyor. Bu durum iki farklı bakış açısına göre çok zıt sonuçlar doğuruyor. Bilgisayarı sadece işlem yapmada ve verilerini saklamada kullanan ve bilgisayar üzeri çalışan yani işi için bilgisayarını kullananlara aykırı bir durum; çünkü görsel özellik onların işine yaramaz o kadar da. O tür kullanıcılar için performans daha önemlidir. Görselliğe eğilmeleri bu noktada yanlış geliyor bana. Çünkü her ne kadar görsel öğeleri kısma imkanı da vermişlerse; yine ne de yetmiyor! Bir diğer şekilde bilgisayarı eğlence amaçlı kullananlar için Microsoft’un görsel öğeleri ön plana çıkarma stratejisi, doğru bir girişim.

Ben XP dışında beni memnun edecek bir sistemi Microsoft ‘tan beklemiyordum. Çünkü ben işimde kullanıyorum bilgisayarı ve bana görsel özellikler performans kadar lazım değil. Benim için önemli olan bilgisayarın hızlı ve sorunsuz çalışması.

Şuanda Windows 7 kullanıyorum ve görsel öğeleri ön planda olmasına rağmen Windows XP gibi beni memnun eden bir performans sağlıyor. Bu performansın yanında görsel öğelerinde iyileştirilmiş olması ve tarayıcının alışagelmiş Microsoft ürünü Tarayıcılarından çok hızlı olması beni çok çok şaşırttı!

Windows 7’yi yüklerseniz göreceksiniz Microsoft bilgisayarın Driverları (sürücü yazılımı) konusunda devrim yapmış. Çünkü tüm donanımları tanıyor genellikle ve bu da beklenen bir özellik olduğu için Windows 7’ye ilgiyi artıracak gibi gözüküyor.

Windows Vista dan her ne kadar şikayetçi olsam da az kullandığım bu sistemi, Windows 7 ye geçiş dönemi olarak görüyorum. Çünkü Windows 7’nin görünümü Windows Vista’ya çok benziyor. Bu nedenle çok yabancılık çekmiyorum. Kullanmada zorlanmıyorum bilgisayarı…

Ayrıca Windows 7, Vista ve Windows XP ye göre sistemi kurarken çok çabuk kuruyor.

Windows 7 de bilgisayarı başlatırken daha önceki sistemlere göre görülmemiş bir sürede açılıyor.

Windows 7 Kurabilmeniz için Ram’inizin en az 1 GB olması gerekiyor. Harddisk’iniz de en az 20 GB’lık boş alan varsa sorun yoktur.

Windows 7 de, sistemi kurarken ayrıca 100 mb lık çok cüzzi bir sistem sürücüsü oluşturuyor. Ama henüz bunu neden yaptığını çözmüş değilim.

İmkânınız varsa bir an önce Windows 7 kurun. Kullanmanızı öneririm. Windows XP ‘de en gıcık olduğumuz şey olan bir çok hata mesajlarından vb. can sıkıcı istenmeyen durumlardan kurtulursunuz hem, hem de görsel özellikleri iyileştirilmiş olduğu için ayrıca memnun kalırsınız.

Windows XP; 2002 yılında üretilmiş bir işletim sistemi ve aradan 8 yıl geçmiş olmasına rağmen Windows 7 hem bilgisayarı eğlence, hem de iş amaçlı kullananlar için memnun edici bir performans sağlıyor. Tebrikler Microsoft!

 
Orjinal tema Silicon Türkçe çeviri Mavinefes.com
Copyright © 2007 Ramazan KOCAKAYA ’s weblog.