Bulutların gölgesinden; GÜNEŞİ GÖRDÜM…

Medya 4 Yorum »

Güneşi gördüm filmini dün akşam sinemada izleme fırsatım oldu. Altı salonlu Diyarbakır Dilan Sinemasının dört salonunda; Güneşi Gördüm gösteriliyordu… Beyaz Melek filmiyle senarist, yönetmen ve oyuncu olarak alkış alan Mahsun KIRMIZIGÜL yine mevcut yaralarımızdan birini perdeye yansıtmaya çalışmış.

Yine usta oyuncu kadrosu ve filmdeki görsel efekt ve müzikler gerçekten taktire şayan… Beyaz Melek filmine göre biraz daha ağır bir konu ele alınmış. İnsanların yıllardır çektiği acı konu edinilmiş. Filme anlatılanlar yalan değil ama; çok eksik var. Acının rengi yoktur. Kaybeden hep aynı kesim. Kazanan kesimde değişmiyor. Bir sorun ele alınmış ama o da yüzeysel olarak işlenmiş. Bu yetmez ki? Filmdeki acıların daha ağırını gördü bu halk, yurttaşlarımız bir birine düştü, düşürüldü… Hep birilerinin maşası olduk, maşa olanlarla kavgaya girdik, vurduk, vurulduk… Kaybeden hep biz olduk… Emperyalizm hep kazandı. Ama artık yeter diyecek zamanda, şiddetin ve acının miladını doldurduğu bu yüzyılda halen sorunları çözmede kimse elini taşın altına koymuyor. Filmin sorunu çözmede veya gerçekleri insanlara göstermede hiçbir faydası olamaz. Herkes kendi havasında yine… Filmde zaten fazla derine inmeyip olayları yüzeysel almış. Çözümün parçası olmaktan kaçınmış. Birlik, kardeşlik mesajı veriyor ama, kime?

Faşist ve emperyalist güçlerin egemen olduğu bir yerde onların çıkarları bizim kardeşliğimiz değil kavgamızdır. Bu gerçeği görmemiz gerekir. Kimsenin kimseden üstünlüğünün olmadığı gibi, acının da rengi yok! Artık acı değil kardeşlik, kavga değil barış olsun. Tamam. Film bunun için çabalıyor ama her gerçeği de yansıtamıyor. Gişe kaygısı, tepki kaygısı ve dışlanma korkusu Mahsun KIRMIZIGÜL’ü zorlamış. Bugün iktidar diyor ki geçmişte yapılmış yanlışlar var biz onları düzeltmeye geldik… Ama bir yönetmen kalkıp devletin geçmişteki hatalarını söylemesi söz konusu olamaz. Devlet biziz. Geçmişteki insanlar yanlış yapmış, gelenlerde bu yanlış yoldan çıkmaya halen cesaret edebilmiş değil… Artık yeter… Edi bese! Bulutların gölgesinden, Güneşi Görmek istemiyorum ben…
Film güzel gidip izleyin, kardeşlik duygularımızı kabartacak bir film. Fakat dediğim gibi bu yetmez kardeşliğe, hep fesatlık var. Güç fesatta. Fesat çok güçlü. Bizim ise; fesatı ortaya çıkarmaya yok etmeye cesaretimiz bile yok. Ey insanlar, ne kadar aciziz…
Sayfalar, kitaplar yazsam da bir şey değişmeyecek. Herkes elini vicdanına koysa, en iyi şekilde davranmaya çalışsa bir birine, en iyi olmaya çalışsa barış ve kardeşlik uğruna; işte o zaman bir umut belki barış kazanır bu savaşı…

Başarının anahtarı… “Sorumluluk”

Kişisel Gelişim 2 Yorum »

Kendimizi diğer canlılar ile karşılaştırdığımızda; en temel özellik olarak aklımızı görürüz. Bizi diğer canlılardan ayıran en temel özelliktir akıl… Tabi akıllıyız, beyin gücümüz var… Peki; yetiyor mu bu?

Yetmez! Bunları yerinde ve doğru kullanmamız gerekir. Aklın olması yetmez tek başına… Tamam. Aklı başındayız, ama sorumsuzsak ne önemi kaldı ? Düşünce yapımızın ne önemi kaldı bu Aklın? Düşünce yapımızın ne önemi var? Beyin gücümüze ne gerek var? Bizim her şeyden önce sahip olmamız gereken en temel şey; sorumluluk duygusudur. Çünkü hayata karşı başarılı olmak istiyorsak, sorumlu davranmalıyız. İleriyi düşünüyorsak sorumlu olmalı, kendimizi bilmeliyiz…
Hayata karşı sorumlu olmalı, insanlara karşı, işimize karşı ve kendimize karşı sorumluluk sahibi olmalıyız. Sorumluluk sahibi olmak, sorumlu davranmak her aklı selimin seçeceği bir olgunluktur. Sorumluluk sahibi olmak; hayatta bize başarıyı getirecek en büyük faktördür. Sorumluluğu hakkıyla yerine getirmek gerekir. Yaptığımız iş, görev ne olursa olsun; sorumluluğumuzu bilmemiz ve bir insan evladına yakışacak şekilde görevimizi yerine getirmeliyiz. Bir şirketin Ceo ’su olduğunuzu düşünün… Veya bir hamal…. Veya bir çöpçü, bir aktör, bir futbolcu olduğunuzu düşünün. Bu düşündüklerinizin hiçbir önemi yok! Önemli olan ne üretebildiğiniz veya başarabildiğinizdir. Size verilen görevi yerine getirme konusunda olsun, o görevi istekli olarak yerine getirme arzunuz olsun, harcadığınız emek vs. olsun… Önemli olan bu saydıklarımdır! Bunların tamamı birer sorumluluk derecesinin basamaklarıdır. Bu sayılanların yerine getirilme oranı sorumluluk derecemizle doğru orantılıdır.
Yaptığımız iş sorumluluk gerektirir. Ne olursa olsun, fark etmez! Akıl gücünü kullanan insan sorumluluk sahibidir. Türk dil kurumuna göre Ahmak sözcüğünün anlamı; “Aklını gereği gibi kullanmayan, bön, budala, aptal…” dır. Dolayısıyla sorumsuz insanlar aynı zaman da ahmaktır.
Hani bir şarkı vardır. “ Herkesin bir derdi var, durur içerisinde…” diye. Doğrudur. Dertsiz insan yoktur. Bu dert meselesi nerden çıktı diyorsanız; çoğu sorumsuz insanın arkasına sığındığı bahane bu… Benim derdim var, borcum var, bilmem kimle kavgalıyım vs.. hayatım alt üst olmuş… Bunlar hep bahane… Sorumluluğunu bilmek insanoğluna faydalı ama o kolaya kaçıyor ya; hep böyle bahaneler üretir. Ülkede kriz var; iş yok, işveren çok; para veren yok vs. vs. Bunlar da bahane… Ne güzel demiş atalarımız; “At binenin, kılıç kuşanandır.” Veya “Gemisini yürüten kaptandır…” ama yine de bahanemiz çoook…

Başarmak istiyorsak; ilerlemek istiyorsak kendimize göre hedeflerimiz, çalışmalarımız ve gelişime yönelik eylemlerimiz olmalı. Bunların yerine gelmesi; bizim kendimize karşı dürüst olmamızla alakalıdır. Kendimize dürüst olduk mu; o zaman başarının gerçek anahtarı  olan sorumluluğu elimize almış oluruz.

 
Orjinal tema Silicon Türkçe çeviri Mavinefes.com
Copyright © 2007 Ramazan KOCAKAYA ’s weblog.