Youtube Yasağı ve İnternette Sansür Tartışmaları

İnternet 12 Yorum »

Hayatımızın ve işimizin bir parçası haline gelen internet teknolojisi hakkında gerilerde saymaya halen devem ediyoruz. Dünyadaki internet kullanıcılarının en çok ziyaret ettiği video paylaşım sitesi olan Youtube ‘a Türkiye ‘den TTNET DNS ‘leri kullanılarak erişmek an itibariyle mahkeme tarafından yasaklanmış durumda.
Mahkeme kararını görenler sitenin kökten kapatıldığını düşünmesinler! Sadece teknik olarak Telekom üzerinden internet ‘e çıkanların girmesi engellenmeye çalışılmış. Hal bu ki; bu sadece kendi kendini kandırmaca. Çünkü mahkeme teknik olarak bir internet sitesine erişimin tamamen kesilmesinin imkansız olduğunu bilmiyor herhalde. Ama yine de mahkeme burada bir hata yapmıyor. Çünkü bilişim suçları yasası ilgili internet sitelerinin kapatılmasını ön görüyor. Peki ama yasalar neden var acaba?

Yasaların işlev ve sorumluluklarını hangi köre sorsanız bilir. Ama nedense bizim ülkemizdeki yasalar çok tartışılıyor ve kesin olarak gözden geçirilip; gerekli düzenleme ve eksikliklerin giderilmesi gerekir. Çünkü internet ve bilişimin ne olduğunu somut olarak bilmeyen insanlar bazı kurallar koymuşlar ve Türkiye ‘de internetin yasal yürütülmesi bu kurallar ile oluyor.
Dün Akşam CNNTürk ‘te Ahmet HAKAN ‘ın sunduğu Tarafsız Bölge programını izledim. Konusu internette sansür olan programın konukları ise Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Aslı TUNÇ, Doğan TV Yeni Nesil Teknolojiler DirektörüM. Serdar KUZULOĞLU, Kürşat ÇETİNKOZ, Av. Erhan HORASAN, Yusuf ANDİÇ, Halil ÖZYOLCU, ve İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Eşref ADALI gibi konunun muhatabı kişilerdi. Youtube ‘un Türkiye de Mahkeme kararıyla yasaklanması programın “İnternette Sansür” konusuna ilham kaynağı olmuş. Programı sunan Ahmet Hakan ‘ın internetten anlamaması ve takıldığı yerde en ince detayına kadar konuklarına sorular yöneltmesi; programı izleyenler açısından çok faydalı olmuştur. Fakat sadece tartışıldı. İnternetin ve internetle ilgili yasanın durumu tartışıldı. Diğer ülkelerle kıyaslar yapıldı, örnekler verildi. Fakat internet yasasına göre; insanların kişilik ve özlük haklarına hakaret içerikleri yayınlayan internet sitelerine erişimin telekomünikasyon kurumu tarafından engellenmesi gibi yanlış bir yasaya alternatif olabilecek bir doğru bulunamadı ! Zaten bu konuyla ilgili yasayı hazırlayanlar bu işten somut olarak anlamıyorlar, bari siz bir katkıda bulunun… Ama maalesef programda tartışmaların uzaması nedeniyle, buğulu camın arkasındaki doğruyu çıkarmaya zaman yetmedi ve kısa bir reklam arası veren Ahmet HAKAN daha sonra programını bitirdi. Bir de gelmiş; “Bugün burada internette sansür tartışması yapıldı, haftaya görüşmek dileğiyle…” dedi. Ya yaptınız da ne oldu ? Türkiye için bir çözüm üretebildiniz mi acaba? Ama insanları internetin işleyişi ve yapısı konusunda bilinçlendirdiği için yine de programa kötü not verilmemeli.

Şimdi bu kadar mızmızlandığıma göre benim bir çözüm önerisi gibi bir şeyden bahsetmem lazım. Bence bu yasanın böyle sakatlıklar çıkaracağı baştan belliydi. Fakat yasanında haklı bulunduğu bazı noktalar var. Bir kere internette özgürlük almış başını gidiyor. Daha bu tartışmalar yaşanmadan yazdığım ‘Net’teki sınırsız özgürlük ve içinden çıkılmaz sonuçları başlıklı yazımda bu özgürlüklerin başa bela olduğunu belirtmiştim. Yahoo, Google, Youtube gibi bir çok site insanların şuan en çok kullandıkları internet siteleri olup, bu sitelerden ekmek bile yiyenler var… Ya da bu siteler olmadı mı işi aksayacak olanların sayısı hiç de az değildir. Bu durumda uygulanan bu yasa bir kişiyi değil çoğunluğu etkiliyor. O halde bir kişi için herkesi yakmak, suçu işleyen şahsiyetten ne fark bırakıyor ki? Örneğin Adan OKTAR namı değer Harun YAHYA ‘nın kişisel ve özlük haklarına hakaret edildiği gerekçesiyle Wordpress‘in ( Dünya’nın en büyük internet blog’u ) Türkiye ‘den erişimi mahkeme kararıyla Telekom tarafından engellendi. Peki Wordpress bunu hak etmiş miydi ? İnsanlar faydalansın diye bir sistem kuruyorsunuz fakat; kendini bilmezin biri gelip bunu kötü emellerine alet ediyor. Bunun önüne geçmek için büyük bir kontrol mekanizması kurulması gerekiyor. Bu kontrol mekanizmasına; maalesef sabırsız internet kullanıcıları katlanamazlar. Bu yüzden internetin en çok kullanılan ve genelde veri paylaşımı yapılan sitelerde, gelen verinin içeriği kontrol edilmeden yayınlanıyor. Bu da internetin baş döndüren paylaşım hızını gösterir cinsten bir örnek. Şayet paylaşılan veri hakkında bir şikayet olursa ancak o zaman ilgili sitenin moderatör veya editörleri tarafından incelenip gereği yapılıyor. Fakat bizim ülkemizde bilişim suçları yasası hazırlanırken bunlar göz ardı edilmiş gibi gözüküyor. Youtube ‘a erişim kaç gündür sağlanamıyor. Halbuki Devlet Youtube ve buna benzer ülkemizde 20 milyon internet kullanıcısını en çok ilgilendiren; sitelerden haklı olarak bazı yetkiler isteyebilir. Bu isteğin geri çevrilmesi söz konusu olamaz. Çünkü bir siteye erişimin Türkiye ‘den engellenmesi; ilgili şirketi maddi kayba uğratır ve bu da onların hoşuna gidecek bir durum değildir. Bu nedenle devletin bu ve buna benzer çözümler üreterek yasalaştırması daha mantıklı gözüküyor.
Bu adımlar atılmazsa internette sansür tartışmaları bitecek gibi gözükmüyor. Kaç gündür yoğun işlerle meşgulum ve yazımı ancak bitirebiliyorum. Yazımın sonlarına doğru Youtube ‘un erişim yasağı kalkmıştı. Fakat belki de bir gün biri özlük haklarıma hakaret ettiği için Youtube ‘a erişimi mahkeme kararıyla engelleyebilirim! Neden olmasın ki ?
Başka bir arzunuz ?


Yazıda bahsi geçen programı internetten online izlemek için tıklayınız.

Sinsi medya yayınları ve amaçları

Medya 19 Yorum »

Ülkemizde yetmiş milyon insanı aşkın bireyin hayatı en çok etkileşim içinde bulundukları medyanın yönlendirmesiyle şekil buluyor. Bunu söylerken genel yaşam yapımızı göz önünde bulunduruyorum. Medya sayesinde korkunç bir hız ve zamanlama ile insanlara ulaşma söz konusu. Korkunç çünkü bu insanlara ulaşabilme imkanı onların hayat felsefesini değiştirmeyi hedef alabiliyor…
Bugün medyanın bel kemiği televizyon kimin evinde yok ki? Bir öğrencinin çalışma masası okuyacak kitapları yokken, izleyerek vaktini kaybedeceği televizyonu olması doğal olamaz! Çünkü o çocuk dediğimiz gelecek nesil, ülkemizin ve insanlığın teminatıdır. Böyle bir durum söz konusuyken, felaket diyebileceğimiz bir olasılık beliriyor. Bu kadar bağlı kalınan televizyon kanalları bu söylediklerimizi düşünerek mi yayın yapıyorlar? Yoksa daha çok para kazanıp; insanları televizyonun bir kölesi haline getirmeyi mi hedefliyorlar? Bir de internet sitelerinin medya yapısına bakın. Haber ve televizyonların web sitelerinin hangi çoğunda Galeri saçmalığı adı altında açılmış ve kadın bedenini sömürmek esas alınarak, insanların bilinçaltı dengeleriyle oynanma hedef alınmamıştır ki? Buna benzer yüzlerce örnek verilebilir. Medya patronlarının amaçları sadece para olsa iyi… Ama bir de ülkenin düzenini ve insan yapısını ele geçirip, ülke düzenine kendi görüş yapılarına göre değiştirmek istiyorlar. Medya güçlü bir ve etkileyici bir silahtır. Bazen çok kurnaz bir saldırı aracı, bazen de eşsiz bir eğitim aracı olabiliyor.
Medyanın çoğunluğu farklı insanların değil aynı insanın elinde olması tehlike çanlarının çalması için zemin oluşturuyor. Modern yaşam, ilerici görüş gibi ithamlar ile magazin dediğimiz içeriğinin, ülkemizdeki medyanın yayın şekliyle insanlığa zerre kadar artısı olmadığı gibi, zaman öldürüp ahlak yapısı, yaşam tarzı niteliğindeki önemli noktalar üzerinde kötü tesir oluşturacak saçmalıklar yayınlanıyor. Hem de bu tür yayınların sayısı her geçen gün artıyor. Bizler Osmanlı evlatları batının yaşam yapısına ve eğlencesine neden özendiriliyoruz ki? Ya da… Neden RTÜK bize faydası olmayıp, zamanımızı öldüren bu tür içeriklere bir sınırlama getiremiyor ki?
Hayır! Anlaşılması güç bir durumla karşı karşıyayız. Çünkü bir kandırmaca var ortada. Haklı bir neden olarak gösterilen yayınların gelişmiş batıya yetişmek için gösterilmesi insanların resmen gözünü boyatmaktır. Batının bizden daha ileride olması, çalışılarak oldu. Batı hem tembellik edip hem de lale devrindeki gibi zevki sefa sürseydi hep, her halde bugün gerilerde sayardı. Bu durum söze gerek bırakmıyor. Bize faydalı olacak yayınların ve gerçek dışı olmayan haber programlarının sunulması yerine, bunların tam tersi yapılarak beyin gücümüz yok edilmeye çalışılıyor. Bunun hoş görülecek bir yanı mı var? Değerlerimize aykırı bu yayınlar kara toprak altında yatan binlerce kefensiz için bir nankörlüğün göstergesi değil midir?
Bir fidan kadar taze olan çocuklarımız için hazırlanan dizilerde palyaço şekline sokulmuş insanlara yüce diye hitap edilmesi, daha ilkokul sıralarında olan çocukların aşkım, hayatım vb. sözler kullanılarak senaryo edilen bu yayınların; çocukların gelişimi için ne katkı sağladıkları tam bir muamma. Gencecik beyinlerin daha bu yaşta inanç ve yaşam yapılarıyla oynanıp psikolojik dengelerini bozmaya çalışma çabaları ortadayken, bu gerçekleri anlatmaya çalışan insanlar gericilikle suçlanmakta ve Cumhuriyet düşmanı olarak gösterilmektedir. Bu yayınların modern yaşamın bir eseri olduğu savunulmaktadır.
Amacı hain bu tür içerikli yayınların ve gerçek dışı hayalperest programların yaptığı şey, bu vatanın evlatlarını cahilce ve geride bırakmaktır. Çünkü ilerlemek için batıya özenilmez. Okunur ! “Rahman ve Rahim olan Allah ‘ın adıyla oku !” ayetiyle inen dinin emirleri yerine getirilerek ancak batının gelişmişlik seviyesine yetişmek ve geçmek mümkün olabilir.
Medya yayınlarının çoğunluğu zarar verici nitelikte… Üstelik bu yayınların yönlendiricileri (Medya Patronları) övünerek aramızda üst düzey insan statüsünde yaşıyorlar. Onları ve insanlığa zarar veren yayınların destekçisi çalışanları kınıyorum.

 
Orjinal tema Silicon Türkçe çeviri Mavinefes.com
Copyright © 2007 Ramazan KOCAKAYA ’s weblog.